Hani derler ya; "söz uçar, yazı kalır".. Aslına bakarsanız, bazen söz kalır, yazı uçar. Ve bazen hiçbirisinin hükmü olmaz. Hükmü yitip gidenlerin ardından anlam aramak hatasına düşeriz ama. Anlamlar, bizim yüklemek istediğimiz yalanların süslü adıdır. Anlamlar, ardına bırakanların sizi bıraktığı yerin durağıdır. Ben bu aralar içimden geçen bir olayı yaşamaktayım. Aslında benden asla beklenmeyecek, asla ama asla olmayacak bir dilekti. İçten dilemişim. Gökyüzünün uçsuz bucaksız renklerini ve özgürlüğü seyrederken fazla derinden dilemişim. Ardımda bırakamam sandıklarım vardı, acı olan, tatlı olan ne varsa, geride bırakamam sanıyordum. Kalbimde de buna inanmıyordum sanırım. Ama ummadığım anda dileklerim kalbime dalga mahiyetinde vurdu. Ve biliyorum ki; dalga boyunu aştığında, boğulmak kaçınılmaz olurmuş. Denizi uzun zamandır seyretmiyorum. Uzun zamandır, hasbihal etmiyorum. Uzun zamandır içimi dökmüyorum. İçimde dökülecek nar tanesi bolluğunda bir sorunda yok aslında. Soru...
belki biraz yorgundur ruhum, belki biraz konuşmak istiyordur kalbim.. belki duyulsun istiyorumdur kahkahalarım yada çığlıklarım... elinizi kalbinize değil, ruhunuza koyun... ben orada olurum..