Hani derler ya; "söz uçar, yazı kalır".. Aslına bakarsanız, bazen söz kalır, yazı uçar. Ve bazen hiçbirisinin hükmü olmaz.
Denizi uzun zamandır seyretmiyorum. Uzun zamandır, hasbihal etmiyorum. Uzun zamandır içimi dökmüyorum. İçimde dökülecek nar tanesi bolluğunda bir sorunda yok aslında. Sorularıma cevap bulamadığımda benim beynim yanar genelde. Ve ben sorularıma cevap buldum sanırım.
Hükmü yitip gidenlerin ardından anlam aramak hatasına düşeriz ama. Anlamlar, bizim yüklemek istediğimiz yalanların süslü adıdır. Anlamlar, ardına bırakanların sizi bıraktığı yerin durağıdır.
Ben bu aralar içimden geçen bir olayı yaşamaktayım. Aslında benden asla beklenmeyecek, asla ama asla olmayacak bir dilekti. İçten dilemişim. Gökyüzünün uçsuz bucaksız renklerini ve özgürlüğü seyrederken fazla derinden dilemişim.
Ardımda bırakamam sandıklarım vardı, acı olan, tatlı olan ne varsa, geride bırakamam sanıyordum. Kalbimde de buna inanmıyordum sanırım. Ama ummadığım anda dileklerim kalbime dalga mahiyetinde vurdu. Ve biliyorum ki; dalga boyunu aştığında, boğulmak kaçınılmaz olurmuş.
Denizi uzun zamandır seyretmiyorum. Uzun zamandır, hasbihal etmiyorum. Uzun zamandır içimi dökmüyorum. İçimde dökülecek nar tanesi bolluğunda bir sorunda yok aslında. Sorularıma cevap bulamadığımda benim beynim yanar genelde. Ve ben sorularıma cevap buldum sanırım.
Bir soru var aslında aklımda. O soruya ise cevap bulmak gibi bir niyetim yok. Çünkü; ben soruma cevap bulmak yerine, sorusu olmayı tercih etmiştim.
Ruhumuzu öldürmekte beis görmeyenler vardır ya hani, bizi bizden ettiklerini fark etmezler. Yavaş yavaş solar ruh, yavaş yavaş feri söner gözlerin. Ve sonunda güvensiz, kırılgan, öfkeli birisi olup çıkarsınız. Ve sebep olanlar, rahat uykularındayken, biz kabuslara uyanırız.
Ben bir dilek diledim ama niyetim çok farklıydı. Olacağından habersiz, öylesine bakmıştım gökyüzüne. Aylardır gökyüzüne bakıp diliyordum ama pişman olmayacağım bu kez. Çünkü; benim canımı en çok KIRMIZI dediklerim yaktı. Bundan sonra, kimse KIRMIZI olmayacak.
Ve benim katillerimden birisi yeni bir maktul bulmuş. Dedim ki; onun ruhunu ne zaman öldürecek acaba? Ne vakit cehennem edecek onunda hayatını. Ve sonra ekledim; beni yaktığın cehennemlerde ateşin bol olsun. Ama narsist olanın böyle bir kaygısı olmazmış. Olmayınca da çevresinde olan kimseye acımazmış.
Acımayın zaten. Ben de acımıyorum artık.
Bu süreç içerisinde güzel şeylerde yaşadım. Olduğum yerin benim hak etmediğim bir yer olduğunu öğrendim. Ben bunları hep biliyordum söylemlerine girmeyeceğim. Ben hak ettiğim yeri hep kendim tayin ettim. Ve bir yolculuk var önümde. Değişik bir yol, ikilemde kaldığım, düşünürken heyecanlandığım ama dalga boyunu aşamayacak mıyım diye düşündüğüm. Bir yolculuk var önümde, deneyimleyeyim dediğim ve tecrübesinin hayatıma bir getirisi olacağını bildiğim. Ve tabii ki, götürüsü de olacaktır.
Bakalım, Eylül gelsin, bu yolculuğa çıkmaya kalkacak mıyım, göreceğim. Ölümden öte köy yoktur, kader gayrete aşıktır. Çabalamadan aş sahibi olunmaz. Sevmeden tutkuyla sevişilmez. Yani sözün özü; Eylül gelince neleri de beraberinde getirecek merak ediyorum. Belki düzlükten çıkmaya kalkışmayacağım, belki de gökyüzünden dilediğim dileği yaşamakla yetineceğim.
Gel artık Eylül.. gel gönlümün cenneti.
Yorumlar